Entel kukuleta ne de güzel oturmuş kafama…
Yine seçkin bir toplulukla, yine seçkin bir mekândaydım dün gece. Happening ile performans sanatı arası (zaten tanımlanamazlığı özünde varolan[bu segmentleri aşıp bitirdik, fazlasıyla avangardıyız post-avangardın]) bir sanat edimi gerçekleştirdik. Bugüne dek yapılmış en kapsamlı performanslardan biriydi; sanatçıların sanat yaptıklarının bilincinde olarak sanat yaptıklarından bihaber (ki böylece tam da sanatın artık zaten transartantik© yapısına lönk (leaunk) oturacak şekilde gerçekleşmiş) bir edimdi bu. Estetik analizini yapmak -sanatçılarından biri olduğumdan- bana düşmez herhalde, -zaten anlamsallığından dolayı çok da gerekli değil- ama şunu söyleyebilirim: trajedi, komedi ve angajman olarak hayli nitelikliydi.
Bu vakıanın genel bir analizini yapmaya çalışmak gibi yüce ve cür’etkâr bir görev biçtim kendime.
Arada gözlüklü fotoğraflara bakmak da var.
<Çorbayı unuttuk bak.>
Hint: “Sanat hakkında ‘ilişkisel’ bir kuramın çerçevesinde karşılıklı-öznellik, yalnızca sanatın ‘ortamını’, ‘alanını’ (Bourdieu) oluşturan, sanatın algılandığı toplumsal çerçeveyi temsil etmekle kalmaz, ayrıca sanatsal pratiğin özü haline gelir.” (Bourriaud)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder