1 Nisan 2007 Pazar

gayet ciddiyim.

insanoğlu nasıl çiftini bulacağını, yani işteş eki eklersek, nasıl çiftleşeceğini şaşırmış.
biraz alakasız olacak ama, teknoloji ilerledikçe, insan kendini hızlı akışa bıraktığı zaman, hem mutsuz oluyor, hem de genelde yaşlıların sık sık söylediği "nerde o eski" ile başlayan cümleleri düşünüyor. çünkü insanlar eskisi gibi mutlu değil, peki neden?

çünkü insan doğadan uzaklaşıyor; içinde doğduğu, öldüğü, geliştiği, sıçtığı, işediği, seks yaptığı doğadan ayrılıp, yapıtaşları farklı maddelerden, alaşımlardan oluşan yapıların içine giriyor.
teknolojiyi takip ediyor, her şeyin ufak olmasını izliyor. özlemeyi, bilemiyor; çünkü her şey artık çok iç içe girdi, apartmanlar gibi.
bu hızlılığa alışan insanoğlu, imkanları olmayanları da zorluyor, hayat şartlarını değiştiriyor; direnenleri yok etmeye çalışıyor.

insanlar, insanları öldürüyor. hem fiziksel anlamda, hem akıl anlamında.

bunun sonu nedir diye soruyorlar, bunun sonunu herkes televizyonda izliyor; siz henüz duymadınız mı? insanlık kendini öldürdüğü gibi, dünyayı da öldürüyor. öyle ki dünya sular altında kalırken hala insanlar olabilir. bunun geri dönüşü yok; sebep belli, sonuç belli.

en azından şu kısacık ömrünüzü dünyayı da yokedenler gibi ego havuzu olarak, açgözlülükle, yalanla, dolandırıcılık ile, hırsızlık ile, aldatma ile bok etmeyin.

kendi huzurunuzu ve ruhunuzu yakalayın, onu bırakmayın.

Hiç yorum yok: